Sağlık bilgilerinin bir psikoterapist veya hekimle görüşmeyi sadece destekleyebileceğini ama asla ikame edemeyeceğini lütfen unutmayın!

Psikoz nedir?

sikozlar, hastanın hayat şartlarına bağlı olarak farklı şekiller alabilen ruhsal hastalıklardır. Öte yandan birçok hasta benzer şekilde, olduğundan farklı algılanan belirti türlerine sahiptir. Buna göre bir psikozda, düşünme, hissetme, kendi vücudunu algılama ve diğer insanlarla temas değişime uğrayabilir. Psikoz hastaları sık sık gerçeklikle kendi sübjektif algısını ayırt etmekte zorlanır. Bu durum, başkalarının duymadığı sesler duymalarına, takip veya tehdit ediliyormuş hissine kapılmalarına (kendilerine yakın olan insanlar tarafından bile), başkalarına kapalı olan bir dünyadan haberler almalarına veya bedensel olarak değiştikleri hissine kapılmalarına yol açabilir.

Konunun dışındakilere psikoz en iyi, aşırı bir hassaslık hali olarak tarif edilebilir. Hastanın iç ve dış hadiseleri ayırt etmesi neredeyse mümkün değildir, sevdiği insanlarla yakınlık kurmak ona tehlikeli gelebilir.

Psikoz‘ kavramı günümüzde, en dikkat çeken belirtileri halüsinasyon veya kuruntu olan farklı ruhsal hastalıklar için bir üst kavram olarak kullanılıyor. Özellikle şizofreni ile şizofreni tipi diğer hastalıklar ve bipolar psikozlar bunlara dahildir.

Psikozlar ne sıklıkta görülür ve kimler etkilenir?

Her 100 insandan bir ila ikisi hayatında bir kez psikoza girer. Dünya çapında sadece şizofreniden muzdarip 51 milyon insan yaşıyor. Bu hastalık ilk kez çoğunlukla 12 ve 29 yaşları arasında ortaya çıkar. Erkeklerle kadınlarda aynı oranda görülür. Bununla beraber bir psikoz ihtimalini artıran risk faktörleri vardır.

Bir psikozun belirtileri nelerdir?

Bir psikozun ana semptomları kabaca üç kategoriye ayrılır:

  • Pozitif semptomlar
  • Negatif semptomlar
  • Bilişsel semptomlar (düşünce bozuklukları)
 
Pozitif semptom Onları nasıl hissedersiniz
Halüsinasyon "Sessiz bir odada tek başına olduğum halde gürültüler, konuşmalar veya sesler duyabiliyorum. Başkaları birşey duymadıklarını söylüyorlar. Ama ben eminim."
  „İnsanları ve nesneleri, renkleri veya şekilleri değişikliğe uğramış halde görüyorum.“
  „Bazı odalar kötü kokuyor, aynı zehirli gazlar gibi.“
  „Bazı yemeklerin tadı zehir karıştırılmış gibi.“
Kuruntu „Ben haksız bir takibin kurbanıyım“
  „Kafayı bana takmış ve beni rahat bırakmayan kişilerin olduğunu biliyorum.“
  „Benim beni diğer insanlardan ayıran olağanüstü yeteneklerim var.“
  „Benim önemli güçlerle veya kişilerle yakın ilişkim var.“
  „Ben bu gezegendeki tüm insanların mutluluğundan sorumluyum.“
 
Negatif semptom Onları nasıl hissedersiniz
Motivasyon eksikliği „Sabahları yataktan kalkmak bana çok zor geliyor. Çoğunlukla da öyle yatakalıyorum.“
  „Bazı görevlerimin üstesinden gelemiyorum.“
  „Bazen dışarı çıkmak veya işlerimi halletmek için bile motivasyonum olmuyor.“
  „Kendimi sık sık bitkin ve isteksiz hissediyorum.“
Sosyal geri çekilme „Diğer insanlarla ilişki kurmaya olan ilgimi biraz kaybettim.“
Keyifsizlik „Artık hiç doğru dürüst sevinemediğimi düşünüyorum, artık kimseye doğru dürüst açılamıyorum.“
  „Eskiye göre ve genel olarak çok daha az konuşuyorum.“
  „Bazen hiçbir şey umrumda değilmiş gibi geliyor. Kendimi kısmen uyuşturulmuş gibi, kulağımda çanlar çalıyormuş gibi hissediyorum.“
Bilişsel semptom Onları nasıl hissedersiniz
Düşünce bozukluğu „Bazen bir düşüncenin sonunu getiremiyorum.“
  „Kafamda aynı anda bir sürü düşünce oluyor.“
  „Bazen uzun süreli konsantre olamıyorum.“
  „Bazen bir konudan diğerine atlıyorum.“
  „Hafızam artık eskisi gibi çalışmıyor“

Bir psikoz nasıl oluşur?

Her insan hayatı boyunca dengeli ve daha az dengeli dönemler geçirir. Bu, herşeyin yolunda gittiği ve birçok olayın yaşandığı zamanların olabileceği anlamına gelir. Buna, ergenlik, mezuniyet, bir partnerle ilişki bağı kurmak, bir çocuğun doğumu veya yakın bir insanı kaybetmek gibi köklü değişim dönemleri de dahildir. Bu tür zamanlarda yaşananlara yeni sıkıntılar da eklenirse, yüksek „kırılganlığa“ (hastalığa yatkınlık) sahip olan insanlarda bir psikoza girme ihtimali artabilir.

Kırılganlık demek, hassaslık, duyarlılık ve incinebilirlik demektir. Hastalığa yatkınlığı yüksek olan insanlar daha zayıf olurlar ve hayatlarının sıkıntılı dönemlerinde psikotik semptomlarla tepki verebilirler.

Hastalığa yüksek yatkınlık çeşitli faktörlere bağlı olarak oluşur: travmatik, yani üstesinden gelmesi zor tecrübeler, küçüklükten gelen gelişme bozuklukları, kalıtsal hastalıklar, beynin yaralanması veya ağır bir enfeksiyon kapması ya da çok erken yaşlarda başlayan yoğun kenevir tüketimi. Bu faktörlerden biri veya daha fazlasına sahip „hastalığa yatkın“ kişilerin kişisel, ailevi ve sosyal açıdan güçlü yönlerine önem vermesi, ayrıca rahatlamak ve sorunların üstesinden gelmek amacıyla stratejiler geliştirmesi bu yüzden özellikle önemlidir.

Bir psikozun ilk belirtileri nelerdir?

Akut bir psikozda görülen birçok semptomun, hafif haliyle önceden beri var olma ihtimali vardır. Bu tür erken uyarı işaretleri zor farkedilir. Hastanın psikoza girmeden çok önce de tuhaf davranışlarının olduğunu birçok insan ancak sonradan farkeder. Ancak bu davranışlar zamanında yanlış anlaşılmış ve örneğin yetişkinliğe geçiş dönemine, uyuşturucu kullanımına veya hastanın kişisel özelliklerine yorulmuştur.

Aşağıdaki liste yardımıyla bir psikozun tipik erken uyarı işaretlerini tanıyabilirsiniz:

Bir psikozun olası erken belirtileri Onları nasıl hissedersiniz
Huyun değişmesi Huzursuzluk, sinirlilik, çabuk kızma, aşırı hassaslık, aşırı alınganlık, kafa karışıklığı, uyku bozuklukları (fazla uyku veya uyumama), iştahsızlık, kendini ihmal etme, tuhaf kıyafetler giyme, ilginin, girişimciliğin, enerjinin aniden azalması
Duyguların değişmesi Depresyon, duygularda sığlaşma veya ruh hali dalgalanmaları, korkular – özellikle zarar görme/tehdit edilme korkusu
Verimliliğin değişmesi Fazla sıkıntı kaldıramama (özellikle stres altındayken), konsantrasyon bozuklukları, dikkatin çabuk dağılması, performans düşüklüğü
Sosyal açıdan değişme Güvensizlik, sosyal geri çekilme, izolasyon, ilişkilerde sorunlar, ilişkilerin kesilmesi
İlgi alanlarının değişmesi Aniden değişik şeylere ilgi duymak, örneğin dini veya doğaüstü şeyler, büyü gibi
Algılama ve hissedişin değişmesi Tuhaf algılamalar (örneğin ses ve renklerin yoğunlaşması veya değişmesi; kendinin ya da çevrenin değiştiği hissine kapılmak, diğer insanların algılamadığı şeyleri görme, duyma, tatma veya koklama hissine kapılmak), kendine özgü düşünceler ve tuhaf hissedişler (örneğin kendiyle irtibatlandırma, hasta başka insanların yaşadıklarını veya faaliyetlerini daha doğrusu ifadelerini kendiyle irtibatlandırır; izleniyormuş hissine kapılmak ve yönlendirilme düşüncesi (başkalarının bana veya düşüncelerime erişebilecekleri, beni kontrol veya idare edebilecekleri hissi))

Hangi şekillerde görülür?

Psikozun, nedenlerine, semptomlarına ve semptomların süresine göre ayrılan çeşitli türleri vardır:

  •  Uyuşturucuya bağlı psikoz

Uyuşturu ve/veya alkol kullanmak veya bunları bırakmak, görülen psikotik semptomlarla bağlantılı olabilir. Normal şartlarda semptomlar uyuşturucuyu bıraktıktan sonra doğrudan kaybolurlar.

  • Organik psikoz

Psikotik semptomlar bazen, örneğin ensefalit (beyin iltihabı), AIDS, tümör veya epilepsi gibi beyin fonksiyonlarının bozulduğu hastalıklar kapsamında görülür. Normal şartlarda bu tür durumlarda başka bedensel semptomlar da görülür.

  • Kısa psikotik bozukluk

Ayrıca psikotik semptomlar çoğunlukla aniden ve sık sık büyük bir kişisel strese tepki olarak, örneğin bir yakının ölümüyle tetiklenir. Bu tür durumlarda semptomlar genelde çok ağırdır ancak çoğu hasta kısa zamanda tekrar iyileşir.

  • Paranoid bozukluklar

 Bu türdeki en büyük sorun, belirgin kuruntulardır. Diğer semptomlar sadece geçici olarak ve hafif şekilde görülür.

  •  Şizofreni

Davranış değişikliklerinin ve buna eşlik eden semptomların en az altı ay boyunca görüldüğü bir psikotik bozukluğu tarif eder. Semptomlar ve hastalığın süresi kişiden kişiye değişir. Çoğu kişi şizofreni hastalığına rağmen mutlu ve başarılı bir hayat sürer.

  • Şizofreniform bozukluk

Şizofrenideki kriterlerin aynısı geçerlidir, sadece davranış değişiklikleri ve buna eşlik eden semptomlar altı aydan kısa sürer.

Psikozlar nasıl seyreder?

Psikozların seyri birçok faktöre bağlıdır ve bu yüzden çok farklıdır. Şizofreni tipi bozukluklardan muzdarip hastalar üzerinde yapılan uzun süreli araştırmalarda şu sonuçlara varılmıştır:

  • Her 100 hastadan 10 ila 15'sinde psikozlar bir kereye mahsus görülür
  • Her 100 hastadan yaklaşık 30'unda birden fazla psikotik epizot görülür ve epizotlar arasında başka psikotik semptomlar yoktur.
  • Her 100 hastadan yaklaşık 30'unda birden fazla akut psikotik epizot görülür ve epizotlar arasında piskotik semptomlar da vardır.
  • Her 100 hastadan yaklaşık 10 ila 20'unda ilk epizottan sonra kalıcı psikotik semptomlar görülü

Psikozlu olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?

Bir psikoz tedavi merkeziyle iletişime geçmeniz halinde sizi bekleyen adımlar şunlardır:

İlk olarak sizinle sıkıntılarınızı, yaşam koşullarınızı ve güncel sağlık durumunuzu anlatmak için yeterli vaktinizin olduğu bir görüşme yapılır. Bu görüşmeye yakınlarınızın da katılması en iyisi olur.
Ardından size hayatın çeşitli alanlarına ve hastalığın belirtilerine dair ayrıntılı sorular sorulur. Bu, bizim sizin durumunuzu daha iyi anlamamıza ve ailenizi daha iyi tanımamıza yardımcı olur. Çoğunlukla birden fazla görüşme yapılması gerekir ve bu görüşmeler isteğinize bağlı olarak sizinle yalnız veya yine ailenizle birlikte yapılır.
Bilakis muğlak, tam tespit edilemeyen belirtiler gözlemlenirse, size kontrol için düzenli görüşmeler sunulur. Başka bir ruhsal soruna işaret eden belirtiler tespit edilirse, ilgili kuruma havale edilirsiniz. Eğer ağır bir bunalım geçiriyorsanız, size destek olunmaya çalışılır.

Eğer bir psikoz başlangıcına işaret eden bariz belirtiler tespit edilirse, daha kapsamlı bir tanılama yapılır. Bu işlemlere, standartlaştırılmış psikolojik ve bedensel muayeneler, kan testi, EKG, epilepsi hastası olup olmadığınızı belirlemeye yarayan EEG yöntemi ile beyninizin röntgenine yarayan CCT veya MRT yöntemi dahildir. Bilişsel sorunlar da varsa, ek olarak nöropsikolojik test uygulanır. Bütün bu tetkikler rutin işlemlerdir ve acısızdır.
Muayene süresi boyunca, size bu işlemlerde refakat edecek bir terapistle temasınız devam eder.

Son olarak sizinle sonuçlar ve sonuçlardan yola çıkarak terapinin devamı için gerekli adımlar hakkında ayrıntılı şekilde görüşülür. Bu arada terapi boyunca kendinizi emin ellerde hissetmeniz ve aynı zamanda terapinin bütün safhalarında ortak karar alabilmeniz esas itibariyle önemlidir. Ayrıca yakınların iyi bilgilendirilerek sürece dahil edilmesi ve böylece daha az endişe duymalarını sağlamak da önemlidir.

Bir psikoz nasıl tedavi edilir?

İlk olarak hastanın rahatlaması ve aşırı duyarlılığın hafifletilmesi önemlidir. Bu işlem için kişiye yönünü bulmasında yardımcı olacak ve özgüven verecek bir kişisel terapi ilişkisinin sağlanması önemlidir. Aşırı duyarlılığın sınırlandırılmasında ilaçlar da yardımcı olabilir. Ancak hepsinden önce terapist ile hastanın „kimyasının" uyuşması gerekir. Zira bu ilişki ilaçla tedavinin temelini oluşturur, tersi değil. Psikozların terapisinde çok sayıda olanak mevcuttur. Her psikoz, her insan ve her aile farklı olduğundan, terapinin, hasta ve yakınlarının gereksinimlerine uygun olması önemlidir.

İlaçla terapi herşeyden önce antipsikotiklerle uygulanır. Ancak tedavi, ön plana çıkan zorluklara göre başka ilaçlarla da desteklenir. İlaç terapisinin, psikolojik, sosyal ve/veya diğer terapilerle kombine halde uygulanması gerekir. Psikozlarda çok sayıda terapi yöntemi başarılı bir şekilde uygulanmaktadır:

•    Psikoedukasyon
•    Bilişsel davranış terapisi (VT)
•    Derinlik psikolojisi temelli psikoterapi (TP)
•    Bağımlılık terapisi
•    Aile terapisi
•    Ergoterapi, sanat terapisi, dans terapisi
•    Sosyoterapi
•    Sosyal beceri alıştırması (SKT)
•    Meta bilişsel alıştırma (MKT), CogPack

Çeşitli terapilerin bileşimiyle strese karşı „taşmayı önleyen bir koruma“ oluşturulur. Terapilere mümkün olduğunca erken başlanması genel olarak önemlidir. Bu hem ilk psikozda hem de yenilenen bir psikotik epizotta, yani hastalığın tekrar etmesi durumunda geçerlidir.

Hastanın arkadaş ve yakınları neler yapabilir?

Bir insan psikoza girdiğinde kendisini ve çevresini değişik algılar. Aynı şekilde o da çevresine karşı yabancılaşır. Yakınları, partneri veya arkadaşları için bu bir tedirginlik ve sıkıntı dönemidir. Bu dönem, teşhisler konulmadan ve yardım önlemleri devreye girmeden çok daha önce yaşanır. Bununla beraber karşılıklı güven duygusunu ve aile işlevselliğini muhafaza etmek zorlu bir iştir.

Ruhsal bunalımlarda hastaya eşlik eden hasta yakınlarının aynı zamanda hem sakin hem dikkatli olmaları gerekir. Yakınların, hastaya destek olunması ile hastaya sınır konması arasındaki dengeyi korumaları ve diğer insanlarda neleri tetiklediğine dair hastaya geri bildirimde bulunmaları gerekir. Hasta ile yakınlarının hem birbirlerine dayanak olmaya hem de profesyonel bilgi ve desteğe ihtiyaçları vardır.

Yararlı bilgiler ve linkler: (Almanca)

Site haritası

Sie benötigen guten Rat?

Entscheidungshilfen

2

Her 100 kişiden 1 ila 2'si hayatı

Onun […] tüm aileye karşı daha uzak […], daha ilgisiz olduğunu […] farkettim. Biraz da daha agresif […], daha hassas ve daha alıngan olduğunu gördüm.

Bir psikoz mağdurunun annesi

En kötü dönemlerimde, başka insanların benim hakkımda neler düşündüklerini duyabildiğimi düşünüyordum. [...] En iyi dönemlerimde, dünyayı değiştirebileceğime ve değiştireceğime inanmış haldeydim.

Psikoz mağduru

Sie benötigen guten Rat?

Hilfe finden

Her halukarda bana en çok güç veren kişi kız arkadaşım. […] O benim dayanağım. En büyük dayanağım.

Psikoz mağduru

Her 100 kişiden 1 ila 2'si hayatı

süresince bir psikoza girer.

Strong partners